Second Life: Sanal dünya gerçek dünyayla karışıyor

Second Life (İkinci Yaşam) oyunu internetin ve sanal gerçekliğin bütün potansiyellerini içinde taşıyan ama içindeki potansiyeli hâlâ dışarı yansıtamamış olan bir oyun ve oyun ötesi bir deneyimi ifade ediyor.

Mekânsız internetin eksikleri

İnternet teknolojileri günümüzde çok gelişti ama hâlâ gerçek dünya ile bütünleşemedi. İnternette dolaşırken, evinizde bilgisayar başında ya da elinizde telefonla oturuyor olduğunuz gerçeğinin bilincinde olduğunuz gerçeği değişmedi.

İnternette bir alışveriş mi yapacaksınız? Bilgisayarınız ya da telefonunuzdan bir e ticaret sitesini açmanız gerekiyor. AVM’lerdeki ya da caddelerdeki gibi dükkânları gezmiyorsunuz. Bir konser mi izleyeceksiniz? Youtube ya da başka bir video platformundan, oturduğunuz yerden izlemeniz gerekmekte. Kalabalığa karışmak ve ortamın keyfini sürmek pek mümkün olmuyor. Ya da ders dinleyecekseniz EBA TV’den izliyorsunuz. Hocanın öğrencilerle aynı sınıf odasında olduğu ve hocanın tahtanın başına geçtiği, öğrencilerin sıralarda oturduğu bir şey söz konusu değil.

Kısacası şu anki internet deneyimi mekânsız bir internet deneyimi. Bu nedenle pek çok bakımdan gerçek dünyanın yerini şu an için tutmuyor.

Sanal gerçeklik ve VR başlıkları bu konuda çok önemli bir potansiyel vaat etse de bütüncül bir dünya şu an için yaratılmış değil.

Gerçek dünyaya benzer bir internet olsa…

Peki, gerçek dünyaya benzer bir internet deneyimi olsa nasıl olurdu? Nasıl bir şey hayal ettiğimi size açıklayayım:

Sanal AVM‘ler olsa, ben avatarımla o AVM’yi gezsem ve orada alışveriş yapsam ve satın aldıklarım kısa sürede evime ulaştırılsa güzel olurdu. Gerçekten evden çıkıp gezmiş gibi alışveriş yapabilmek isterdim.

Bir futbol maçı mı izleyeceğim? Sanal gerçeklik başlığını kafama geçirip tribünde yerimi alıp kalabalıkla birlikte coşkuyu yaşasam güzel olurdu.

Kısacası, internette gezinir gibi internette gezinmek değil, gerçek dünyada gezinir gibi internette gezinmek, bana eğlenceli bir fikir gibi geliyor. Dünyanın bir dijital ikizi olsa ve orada gerçek dünyada yapabildiğimiz her şeyi yapsak ve yapamadıklarımızı da yapsak (uçmak gibi) güzel olmaz mıydı?

Bu deneyimi betimleyen sinema filmleri ve TV dizileri de olmuştur. Ready Player One anlattığım konseptin en başarılı örneklerinden biri.

Sanal AVM'lerde gezebilir, alışveriş yapabilir ve eğlenebilirsiniz.
Sanal AVM’lerde gezebilir, alışveriş yapabilir ve eğlenebilirsiniz.

Second Life: İnternette bir dünya

Bu dediğim şeylerin olduğu bir bilgisayar oyunu da var aslında. 2003’te piyasaya sürülen ve varlığını sürdürmeye devam eden Second Life (İkinci Yaşam) elinden geldiğinde bize, yukarıdaki söylediğim şeyleri yaşatmaya çalışan bir oyun.

Fakat buna oyun demek yetersiz bir tanım olur, çünkü aynı zamanda bir çeşit görüntülü internet deneyimi.

Linden Labs tarafından ilk olarak 2003’te geliştirilen oyunda bir avatar yaratıyorsunuz. Bu avatarla istediğiniz pek çok mekâna girebiliyor ve insanlarla iletişim kurabiliyorsunuz.

Şirketinizin toplantısını yapmak mı istiyorsunuz? Oyunda bir toplantı salonu bulup, masaya oturup ekibinizle toplantı yapabilirsiniz. Öğretmenseniz ve öğrencilerinize ders anlatmak isterseniz onu da burada yapabilirsiniz.

Second Life üzerinden eğitim veren bir okul
Second Life üzerinden eğitim veren bir okul

Alışveriş yapmak isterseniz, bazı büyük markaların burada mağazası da bulunabiliyor. Buradan gerçek şeyler de satın alabiliyorsunuz. Oyunda evlenmek bile mümkün.

Hatta bu oyunun engelli bireylerin eğitiminde kullanıldığı da görüldü.

Gerçek dünyada olmayan deneyimler de mümkün. Uçmak ve ışınlanmak bunların başında geliyor.

İsterseniz kanatlanıp uçabilirsiniz de.
İsterseniz kanatlanıp uçabilirsiniz de.

Second Life ‘ın eksiklikleri

Oyun yukarıdaki yönleriyle oldukça güzel. Sanal bir dünyada geziyor, sosyalleşiyor, alışveriş yapıyoruz. Hatta para kazanmak bile mümkün. Pek çok kişi yaptığı tasarımları bu oyunda satıyor.

Fakat oyunun iki önemli eksiği var ve ikisi de görsellik hakkında. Bu görsellik meselesi de bizim, gerçek dünyadan tamamen kopmamıza engel oluyor.

Bu eksiklerden birincisi, oyunun grafiklerinin bir hayli eskimiş olması. 2003 yılının grafikleri son derece ilkel ve gerçeklikten uzak. Grafik motorunun artık geliştirilmesi ya da değiştirilmesi gerekiyor. Bu konuda hiç gelişme olmadı değil ama daha fazla gelişme gerekli.

İkinci sorunsa bu oyunun sanal gerçeklik gözlükleri düşünülerek geliştirilmemesi. Bu tarz bir oyun VR başlığıyla oynanmalı. Bu, gerçekçilik hissini iyice arttıracak ve yukarıda hayal ettiğim deneyimi geliştirecektir.

Linden Labs aslında oyunun bir VR versiyonunu yayınlamak için çalışıyordu ama sonra Second Life’ın alışılageldik sürümüne öncelik verdiklerini açıklayıp VR sürümünü geliştirmekten vazgeçtiler. Bence çok ama çok büyük bir hata yaptılar. Bu oyun asıl olarak VR’da olmalıydı.

Son bir not: Second Life Windows, Mac ve Linux’ta ücretsiz oynanabilir. Resmî sitesi için buraya tıklayınız.