Anno 2070 ve çevresel sorunlara farklı yaklaşımlar

Bugün bir bilgisayar oyunu ve Dünya’nın güncel bir sorunu hakkında konuşacağız. Oyunumuz yeni bir oyun değil. 10 yıl önce, yani 2011’de Related Desings ve Blue Byte tarafından geliştirilen ve Ubisoft tarafından yayınlanan Anno 2070, yayınlandığından beri geçen zamana rağmen güncelliğini koruyan bir konuyu işliyor. Çünkü farklı yaşam tarzlarının ve çevresel sorunlara farklı yaklaşımların sonuçları güncelliğini kaybetmedi.

Uygulamalı iktisat dersi

Ubisoft’un Anno oyun serisi, bir ekonomi simülasyonu ve hatta bir uygulamalı iktisat dersi diyebiliriz. Bu oyun serisinde amacımız ihtiyaçları karşılamak için üretim ve tedarik zincirleri kurmak ve sorunlara bu çerçevede çözümler bulmak.

Bu öyle kolay bir iş değil. Çünkü iktisat, temelde kıt kaynaklarla sınırsız ihtiyaçların karşılanması bilimidir. İnsan ihtiyaçları tatmin edildikçe doyuma ulaşmaz, aksine yerine daha sofistike ihtiyaçlar gelir. Buna ihtiyaçlar piramidi gelir. Temel ihtiyaçlar piramidin en altındadır.

Anno serisinde de böyledir. Halkınızın baştaki ihtiyaçları azdır ve karşılanması kolaydır. Fakat bunları karşıladıkça sınıf atlarlar ve daha farklı şeyler talep ederler. Ve bu daha farklı şeylerin tedarik zinciri daha karmaşıktır. Ham maddeler farklı adalara dağılmış hâldedir.

Serinin eski oyunlarından Anno 1404’ü ele alalım. Vatandaşların istediği şey balık ve meyve suyudur. Bunlar karşılanınca balığın yanında ekmek, sonrasında kırmızı et gibi farklı yiyecekler de talep ederler. İçecek olarak ayrıca şarap isterler. İhtiyaçlar sadece yemek ve içmekle sınırlı değil. En üst sınıftaki insanlar, deri elbiseler ve eğlence için hipodromlar isteyebilir.

Kültürel ve dinî olgular da ihtiyaçları etkiler. Yukarıda bahsettiğim ihtiyaçlar, Hristiyan nüfusun olduğu adaya özgü. Sonra farklı nedenlerden ötürü Müslüman nüfusun olduğu bir adayı da yönetmeye başlıyorsunuz. Temel gıda maddesi hâlâ balık olsa da diğer pek çok ihtiyaç tamamen farklı. Meyve suyu yerine süt, şarap yerine kahve isterler. Evlerinde el yapımı halılar kilimler bulunsun isterler.

Bunları üretmek biraz karmaşıktır. Bir adanın iklimi kahve tarımı için uygun, diğeri ise şeker için uygun. İki farklı adada bunları üretip daha sonra bir adada toplayıp bir kahve değirmeni kurup öğütmeniz gerekir.

Sadece tüketim malları değil, sınai malları da üretmelisiniz. Çünkü tüketim mallarını üreteceğiniz tesisler ve çeşitli binalar için bunlara ihtiyacınız var. Alet edavat, taş, odun vb. de üretmelisiniz. Hepsinin ham maddesi farklı adalara dağılmış durumda.

Alet edavat üretmek istiyorsanız bir tarafta demir madeni kurmalı, başka bir tarafta da kömür madeni kurmalısınız. Sonra bunları bir demircide bir araya getirmeli ve işlenmiş demir üretmelisiniz. Sonra da onu başka bir fabrikaya taşımalı ve alet edavat üretmelisiniz.

Anno 2070

İşte Anno serisinin bütün oyunlarında işler az çok böyle devam eder. Anno serisi bu şemayı takip ediyor.

Serinin her bir oyununda, oyunun ismindeki sayı, konunun geçtiği yılı işliyor. Mesela serinin son oyunu Anno 1800, 19. yüzyılın başında sanayi devriminin ilk zamanlarını anlatıyor.

Bazı oyunlarda bu şekilde geçmişe seyahat ediyoruz ama bazı oyunlarda da geleceğe seyahat ediyoruz. Bu yazının konusu olan Anno 2070 ‘de ise adından anlayacağınız üzere 2070 yılına gidiyoruz.

İklim değişikliği insanlığı tehdit eder hâle gelmiş, deniz seviyeleri yükselmiş ve Dünya’nın hem coğrafi hem de politik görünümü bir hayli değişmiştir.

Bazıları hatalarından hiç ders çıkarmadan Dünya’yı kirletmeye tam gaz devam ediyor. Bazıları ise kendilerini çevresel felaketleri durdurmaya ve Dünya’yı kurtarmaya adamış. Bazıları da bu konuları aşmış ve kendilerini denizlerin altında bilimsel araştırmalara vermiş.

Bir su altı şehri

Bu üç kesim birbirlerinden tamamen bağımsız değil. Yeri geliyor bazen birbirleriyle ticaret yapmak ve hatta doğrudan iş birliği yapmak zorundalar. Fakat genel olarak çevrecilerle paragözler birbirlerinden pek hazzetmiyorlar.

Gelin oyundaki bu farklı gruplara bir göz atalım.

Global Trust

Global Trust (Küresel Güven) aslında Dünya’nın bir numaralı enerji şirketi. Yaptığı faaliyetler doğaya zarar vermekte. Bu grubun halkına Tycoon deniyor ve liderleri de şirketin CEO’su Skylar Banes.

Tycoon halkının yaşam tarzı çevresel etkileri tamamen göz ardı ediyor. Dişe dokunur çevre temizliği ve hava temizliği programları yok. Enerjiyi termik santral ve nükleer santrallerle sağlıyorlar.

Bütün gruplar gibi başta sadece balık yiyorlar. Eğlenmek için kumarhaneye gidiyorlar. İhtiyaçlar çeşitlendikçe hamburger ve şarap da menüye girmeye başlıyor. Yedikleri içtikleri şeyler çevreci olmadığı gibi insan sağlığı için de iyi değil.

İnşaat malzemeleri arasında beton bloklar var. Şehirleri genellikle beton yapılar ve yeşile pek yer yok. Teknolojileri ekolojik dengeyi sağlamıyor, sadece kendileri üzerindeki olumsuz etkiyi kaldırıyor.

Bu grup, kaynakları hızlıca sömürdüğü için çabuk gelişiyor ama kaynakları sürdürülebilir şekilde kullanmadığından daha sonra ekonomik gerileme yaşıyor.

Eden Initiative

Eden Initiative (Cennet Girişimi) kendisini Dünya’yı kurtarmaya adamış çevreci bir gruptur. Seamus Green bu hareketin kurucusu ve ruhani önderidir. Bu grubun halkına Eco deniyor.

Doğayla uyumlu ve sağlıklı bir yaşam süren bu grup pesketaryen bir beslenme tarzına sahip. Yani balık hariç et yemiyorlar. Yedikleri şeyler balık, sebzeli dürüm, sebzeli makarna. İçtikleri şeyler ise yeşil çay ve meyveli süt.

Bu grupta evleri dikkatle incelerseniz her evin kendi güneş panelleri olduğunu ve bu sayede santrallerinizden enerji çekmediğini görebilirsiniz. Evlerin çevresinde mutlaka ağaç ya da başka bir bitki bulunuyor. Eğlenmek için konser salonunda müzik dinliyorlar.

Enerji ihtiyacını rüzgâr türbinleri, jeotermal santraller ve ve güneş tarlalarından karşılıyorlar. Karbon emisyonları daha düşük. Ayrıca havayı temizleyerek ekolojik dengeyi sağlayan teknolojilere de sahipler.

İnşaat malzemeleri arasında ahşap da var ama bunu sürdürülebilir ormancılık yöntemiyle üretiyorlar. Ağaç hastaneleri, ormancı kamplarının çevresindeki ağaçların bakımını yapıyor ve kesilenlerin yerine hemen bir fidan dikip suluyor. Böylece orman hiç yok olmuyor.

Eco halkına ait çevreci bir şehir

Bu grup başta hızlı gelişmiyor ama ilerleyen aşamalarda daha dengeli bir ekonomiye sahip oluyor.

Okuyun: Impossible Foods Amerika’da okul yemekhanelerine giriyor

Tech

Tech (Teknoloji) halkı, SAAT (Bilimsel İleri Teknoloji Akademisi) için çalışır. Bilim insanlarından oluşurlar. Bu grubun lideri FATHER (BABA) adlı bir süper yapay zekâdır. ARK ve EVE gibi başka yapay zekâları da onlar yarattılar.

Bu grup kendisini bilime adamış ve pek çok sorunu başarıyla çözmüştür. Böylece çevresel sorunlardan daha az etkilenirler. Her ne karada yaşasalar da denizin altındaki platolarda ekonomik faaliyetlerini geliştirirler. Su altından pek çok kaynağı çıkarıp işlemişler, suyun altına yerleşebilmişlerdir. Su altı şehirleri denildiğinde akla gelirler. Aynı zamanda su altında gelgit enerjisi ile elektrik üretebiliyorlar.

Eğlence anlayışları araştırma binalarında okuma yapmak şeklindedir. Yaşam tarzlarındaki pek çok şeyin birinci amacı fonksiyonelliktir. Örneğin yiyeceklerde lezzetten önce ne kadar verimli ve faydalı olduğuna bakarlar. Her ne kadar balık da yeseler de balığı az miktarlarda yerler. Asıl besin kaynakları denizin altındaki alglerden üretilen besin değeri yüksek olan fonksiyonel yemektir. Fonksiyonel içecek dedikleri şey ise kahve ve şekerden üretilen bir çeşit enerji içeceğidir.

Suyun altına girip çıkabilen, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilen bir deniz üssü.

Anno 2070 ‘e dair izlenimlerim

Serinin pek çok oyunu özellikle tedarik zinciri planlamayı öne alır ve bunun dışında çok fazla alt metni olmaz. Fakat Anno 2070 sadece bir üretim ve tedarik hattı planlamaz. Aynı zamanda ekolojik sorunlara çözümler bulmanızı da gerektirir. Bu bakımdan serinin pek çok oyunundan farklılaşıyor. Ve bu yüzden bence eskimeyen bir oyun.

İlgimi çeken bir şey varsa o da techlerin ecolardan bazı açılardan daha çevreci olması. Beslenmelerinde alglere ağırlık vermeleri, daha modern enerji teknolojileri kullanmaları bence onları bu bakımlardan öne çıkarıyor. Fakat bazı bakımlardan hâlâ eco halkının çevreci teknolojilerine ihtiyaç duyuyorlar. Havadaki karbonu temizlemek için onların teknolojilerine ihtiyacı var.

Eco halkı ise işlenmiş demir üretmek için kömüre ve robot üretmek için techlerden aldıkları mikrochiplerde bir miktar petrole ihtiyaç duyuyorlar. Onlar çevreye ne kadar duyarlı olsalar da nüfusları kalabalıklaştıkça kaynak tüketimleri başa çıkılmaz hâle gelmekte. Tycoon halkı ise önce maddi sorunları çözmeden diğer sorunların çözülemeyeceği yaklaşımına sahip.

Anno 2070, çevresel sorunlara karşı üç farklı yaklaşımı bir araya getiriyor ve bunların hem olumlu hem de eksik yanlarını bizlere gösteriyor. Ve oyunun campaign modunda şu mesele ortaya çıkıyor: Bu üç farklı grup, ortak düşmana karşı birleşebilir mi?