Kripto para birimlerinin sürdürülebilirlik sorunları

Türkiye’de ve dünyada kripto para birimlerine yönelik ilgi çığ gibi büyümeye devam ediyor. Fakat bu, bu tür para birimlerinin bazı sorunlarını da görmezden gelinemeyecek kadar büyütmüş durumda. Bu sorunların en önemlilerinden birisi de çevresel etki. Kripto para birimleri ve sürdürülebilirlik sorunları tartışmaya açıldı.

Kripto para birimleri ve sürdürülebilirlik sorunları

Kripto para birimlerinin başlıca sorunlarından biri, aşırı miktarda enerji tüketimi sorunu. Bu, çok büyük bir çevresel etkiye sahip oldukları ve şu anki hâlleriyle pek de çevreci olmadıkları anlamına geliyor.

Geleneksel para birimlerini üretmek ve sistemin sürdürülebilirliğini sağlamak için devasa bir enerji tüketimi gerekmiyor. Fakat kripto para birimlerinin üretilmesi süreci, yani madencilik süreci devasa miktarda enerji gerektiriyor.

Üstelik madencilik aslında sadece kripto para birimlerinin üretilmesi ve piyasaya sürülmesi ile ilgili bir konu değil. Madenciler aynı zamanda merkezsiz blok zinciri yapısını ayakta tutan insanlar.

Bunun için bol miktarda yatırım yapıyorlar, çok güçlü bilgisayarları bir araya getiriyorlar. Piyasada ne kadar ekran kartı varsa topluyorlar. Tabiri caizse fabrika gibi tesisler kuruyorlar. Bunlara madencilik çiftliği de deniyor. Bu tesislerin enerji tüketimi dudak uçuklatan cinsten.

Geçtiğimiz yıllarda Bitcoin’in enerji tüketimi İsviçre gibi bir ülkeninki kadardı. O günden beri işlem hacmi artmaya devam etti. Üstelik bu sadece tek bir kripto para birimi. Piyasada her ne kadar gerçek bir para işlevi göremese de sayısız böyle para birimi var.

İnsanlar artık tepki veriyorlar

Elbette bu enerji ihtiyacını, yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlayan madenciler de var. Fakat hepsi değil. Madenciler, kullandıkları enerjinin %76’sının yenilenebilir enerji kaynaklarından geldiğini iddia ediyorlar. Fakat Cambridge Alternatif Finans Merkezi (CCAF)’ın bir raporuna göre bu oran abartılı ve gerçek oran %39.

Bu, kripto para birimlerinin göze batmasının ne ilk ne de son örneğiydi. ABD Hazine Bakanı Janet Yellen, Bitcoin’in aşırı enerji tüketimine “şaşırtıcı” ifadesiyle dikkat çekiyor.

New York eyaletindeki bir yasa tasarısı, kripto madencilik merkezlerinin, çevresel etkilerinin devlet tarafından değerlendirilmesi yapılana kadar çalışmalarını yasaklamayı amaçlıyor.

Bu konudaki en yeni ve en çarpıcı tepki ise Elon Musk ve onun elektrikli araç şirketi Tesla’dan geldi. Tesla, Bitcoin madenciliğinde kullanılan fosil yakıtların çevresel etkileri nedeniyle Bitcoinle araç satışını durdurdu.

Sektörde değişim rüzgârları esiyor

Kripto para madenciliği sektörü de bir değişimin gerekli olduğunun farkında ve değişim rüzgârları bir süredir esmeye başladı.

Geçen ay; Ripple, Dünya Ekonomik Forumu, Enerji Web Vakfı gibi bazı kuruluşlar da dâhil olmak üzere 40’tan fazla destekçiyle Kripto İklim Anlaşması (CCA) ilan edildi.

Hedef, 2025’e kadar dünyadaki tüm blok zincirlerinin %100 oranında yenilenebilir enerji kullanmasını sağlamak. Slogan: Make Crypto Green (Kriptoyu Yeşil Yapın)

Bu kadarla sınırlı değil, bazı blok zincirleri enerji verimliliğini arttırmaya çalışıyorlar. Mesela XRP Ledger, karbonsuz bir faaliyet yürütüyor. İş kanıtı algoritmasından 120.000 kat daha verimli olan Federated Consensus adlı bir doğrulama ve güvenlik algoritması kullanıyor.

En büyük ikinci blok zinciri olan Ethereum ise iş kanıtı algoritmasından daha az enerji harcayan bir doğrulama sistemine geçiş yapmakta. Çünkü iş kanıtı sistemi verimsiz.

İklim değişikliğinin yıkıcı etkilerini hissetmekteyiz. Kripto para birimlerinin de bu konuda sorumluluk alması gerekiyor.

Kaynak: TechCrunch

Ayrıca bakınız: Ecosia: Ağaç diken arama motoru dünyayı kurtarıyor