B2C nedir ve perakende ile ilişkisi nedir?

Daha önceki yazılarımızda ticaretin, alıcı ve satıcı taraflarının kimliklerine bağlı olarak dört farklı türü olduğunu söylemiştik. Bunlar B2B, B2E, C2C ve B2C ‘dir. İşte bu sonuncusu, bugünkü yazımızın konusu.

B2C nedir?

B2C teriminin açılımı Business to Consumer’dır. Yani İşletmeden Müşteriye anlamına gelir. Ticaretin, kitleler tarafından en yaygın bilinen biçimidir. B2B’nin hacmi her ne kadar büyük olsa da B2C ‘ye katılan kişi sayısı daha fazla olduğundan daha yaygın bilinmektedir. İnsanların aklına ilk gelen e ticaret siteleri yaygın olarak bu tür bir ticaret yapmaktadır.

Bu ticaret türünde satıcı tarafının bir işletme, alıcı tarafının ise bir şahıs olması gerekir. İnternetten, süpermarketten, esnaftan, AVM’lerden, seyyar satıcılardan sık sık yaptığınız alışverişlerin çok önemli bir kısmı bu kategoriye girmektedir.

B2C ile perakende aynı şey mi?

B2C denildiğinde insanların aklına perakende ticaretin gelmesi çok yaygın bir yanlış düşünceyi ifade ediyor. Hatta İngilizce Wikipedia’da bile bu yanlış yapılmış. B2C yazınca kendinizi Retail (Perakende) sayfasında bulabilirsiniz. Evet, bu ticaretin en yaygın şekli perakendedir. Fakat ikisi aynı şey değildir.

Bunu biraz açalım;

  1. İşletmeden Müşteriye ticaret türü perakende olabileceği gibi toptan da olabilir. Bir şeyi şahıs olarak toptan almanız mümkündür.
  2. Sadece şahıslar değil, işletmeler de yeri geldiğinde perakende alım ve satım yapabilmektedir.

Yani perakende ticaret B2B’de de mümkündür ve toptan ticaret B2C ‘de de mümkündür. Bu nedenle İşletmeden Müşteriye ticaretin, perakende ile eş anlamlı olduğunu söylemek mümkün değil.

E ticaretteki durum

Perakende ticaretin tarihi, binlerce yıl geriye uzanmış olsa da bildiğimiz anlamdaki şirket kavramı Orta Çağ’dan sonraki Avrupa’da doğmuştur. Bu yüzden B2B ve B2C ticaretin tarihini birkaç yüzyıl geriye götürmek mümkün olsa da birkaç bin yıl geriye götürmek pek doğru olmaz. Çünkü daha eski çağlarda tacirler var olsalar da şirket olgusundan söz etmek mümkün değil.

İşletmeden Müşteriye ticaret, kapitalizmin gelişmesi ve sürekli yeni tüketim mallarının ortaya çıkmasıyla durmadan gelişti. 19. yüzyıldan itibaren alışveriş sokağı gibi konseptler hayatımıza girdi. B2C ‘nin büyümesiyle birlikte AVM’ler de hayatımıza girdi. Sadece müşteri tüketimine yönelik alışveriş festivalleri 20. yüzyılda doğdu. Kara Cuma bunun en bilinen örneklerindendir. Buna daha sonra Siber Pazartesi, Prime Day gibi günlerin eklenmesinin yanı sıra bilindik resmî, dinî ve kültürel bayramlar da alışveriş festivaline dönüştü.

E ticaret bu konuda bir dönüm noktası oldu. O, perakende ticaretin çapını devasa boyutlara ulaştırırken bu alanda faaliyet gösteren işletmeleri uyum sağlamaya ya da yok olmaya zorladı. Çünkü tüketici davranışı değişikliğe uğradı. Artık sokak ya da AVM gezmek yerine evden alışveriş yapmaya başladık. Çünkü maliyeti hem daha düşük hem de çeşitlilik daha yüksek.

Bunun nedeni ise e ticaretin farkı. Bir caddeye ya da bir AVM’ye bir mağaza kurarsanız müşteri kitleniz o bölgedeki insanlarla sınırlı olacak, yani e ticarete kıyasla geliriniz daha az olacak. Fakat kira, elektrik, personel vb işletme maliyetleriniz de daha yüksek olacak. Çünkü insanların gittiği yerde mağazanızı açmanız gerekir. Fakat e ticaret yaparsanız müşteri kitleniz tüm ülke ve hatta isterseniz tüm dünya olacak. Maliyete gelince, şehrin kıyısında bir yerde ucuz bir depo kiralayabilirsiniz ve daha az personel çalıştırabilirsiniz.

Bu nedenlerle e ticaretin B2C ticarette, B2B’ye kıyasla daha büyük bir dönüşüme neden olduğunu söylememiz mümkün. Ticarete atılan pek çok kişi kendi küçük işletmesi için bir e ticaret sitesi kuruyor ya da mevcut pazar yeri sitelerine kaydoluyor. Türkiye’deki AVM’ler de kendi e ticaret çözümlerini duyurmuş durumdalar.